« Önceki :: Sonraki »

BANA YAPTIĞIN BU ŞEYİ SEVMİYORUM


Bu ne kadar büyük bir eziyet bilemezsin… Sana öyle yakınım ki; sadece birkaç dakika sürer yanına gelmem. Ama bir o kadar da uzağım işte…
 
Neden saniyeler saatlere dönüşür, saatler hep aynı kalır böyle. Neden gitmen gerek hep. Neden seni çok az görmem gerek, neden bununla yetinmem gerek. Sabır, sabır! Neden bu kadar sessizim ben. Sevmek sessizlik midir? Değildir. Susuyorum, konuşmuyorum, kıskanmıyorum seni sözlerimde. Ama belki çığlık çığlığa bağırmaktır sevmek seni. Belki anlatamamaktır. Biliyorum yokuz, yok olan şeyler için uğraşıyoruz…
 
Neden bir şey söylemiyorum sana. Öyle yorgunum ki, susmaktan yoruldum bu sefer. Ağlamıyorum, ağlamak istemiyorum. Mutlu oluyorum hep, sen istiyorsun diye…
 
Biliyor musun açım ben, çok açım hem de. Oysa ki çok da fazla şey değişmiyor yanındayken. Bir hoşluk çöküyor üzerime, hiç yaşamadığım bir dinginlik... Seni neden bu kadar çok tanıyorum ki hakkında hiçbir şey bilmeden. Neden bu kadar çok dokunuyorum sana, görmeden. Neden gözlerin bu kadar, sözlerin bu kadar yakın, bedenin bu kadar uzak bana?
 
Neden durağımı şaşırıyorum seni düşünürken. Öfkeleniyorum yok sebepten. Hayalden "an"lar, hayalden sahneler yazıyorum sana. Tek başına oynuyorum, tek başına yaşıyorum. Ve neden bu kadar dinginim hala? Bu dinginlikten sıkıldım. Bu tepkisizlikten sıkıldım. Sıkıldım yanındayken ağlamak isteyen hislerimden…
 
Varolan gerçeği bilmiyorum ve hatta sanki bir gerçek bile istemiyorum varolması gereken. Bir hayal yaşamak, bir gerçeği silmek, kendi hayatımdan kaçmak. Başka bir kendi hayatım yaratmak. Seninle... Niye? Niye seninle?!
 
Çocuk gözlerim hiç büyümeyecek biliyorum. Onları incitme, incitme çocukluğumu... Sana anlatmaya çalıştıklarım ne kadar önemli senin için bilmiyorum. Ama dinle, dinlemeni istiyorum. Hissettiğim ürperti belki bir gün çok acıtacak canımı. Belki canım şimdiden başladı bile acımaya. Acıt, umurumda değilsin bir yerde, bir şekilde, bir anlamda.
 
Belki bir akşamüstüne dönüşür duygularım, belki yok olur. Belki derdim sen de değilsin, oyalanıyorum belki. Ama içimi yakan bu duygu şaşkına çeviriyor beni. Anlamıyorum ne istiyorsun, ne istiyorum, ne olmalı?..
 
Sen dengesiz, ben dengesiz, aşk dengesiz. Biraz denge diye düşünüyorum. Bütün bir gün boyunca sen değil, yarım bir gün boyunca sen olmak mesela… Ya da mümkün mü kavga etmeden başladığım bir güne seninle? Her şeyi, herkesi umursadığın yalan! Umursamıyorsun sen beni. Umursamak "istiyorsun" sadece. Bense eziliyorum, yok oluyorum, elimde değil. Reva mı bu bana?..
 
Hiç düşünmediğim, anlamını aramadığım, bulup bulup yitirmediğim, çözdükçe bitirmediğim, belki sıfır duygu ama rahat bir gerçekti senden önce yaşarken of dediğim. Şimdi o istediğim duygu selindeyim. Akıyorum, elimde değil…
 
Benim değil bu hissettiklerim. Bir rüyaydı. Ama gördüm işte! Bir yol gördüm İstanbul gibi. Bir martı çığlığı uykumu böldü. Uykumu böldün sen, yordun beni. Bir deniz gördüm. Bir aşk hissettim, korktum çünkü asıl gerçek oydu. Anlattım gözlerimle buluşan her şeye onu. Gülümseyen gözler yarattı rüyalarım, utandım hiç nedensiz. Ben sevdim bu duyguyu, sevdim gözlerimdeki utangaç huzuru…
 
Seni özlemekten mi bütün bunlar? Neden yaptın bunu bana? Bir rüya gördüm, gerçekti. Uyudum, kollarında uyudum. Uzaktın… Yarattığım hayal kadardın sadece. O kadardın işte. O kadar gerçek, o kadar var ve o kadar yok…
 
Hayallerim kadar varsın işte! Bir gün seninle mutlu oldum, diğer gün ağladım… Niye? Niye yaptın bunu bana? Neden istedim bunu? Seni düşünmek... Bir başkasını bile seni düşündüğüm için düşünmek. Hep seni beklemek... Bu hiç de yabancı olmayan bir duygu bana. Hiç de misafir gibi durmayan. Öylesine tanıdık, öylesine canımın içinde. Sana sayfalar dolusu yazmak istiyor yine içimde yarattığın bu şımarık çığlık. Bana yaptığın bu şeyi sevmiyorum! Ne olduğunu bilmediğim, ne olduğunu anlayamadığım yaşamışlığında kayboluyorum. Kayboluyorum sana dokunan bedenlerde…
 
Küsmüş bir çocuğa dönüşüyor sana anlattıklarım. Dinliyorsun. Yüzüne bakamıyorum. Anlarsın diye değil, utandığımdan hiç değil. Ama bakamıyorum. Bir yanlışlık var. Bir gariplik... Çözemiyorum. İlk kez bu kadar gerçeğim ben, ilk kez bu kadar şuurum açık. İlk kez böyle berrak düşüncelerim. Ama sen... Neden bu kadar bulanık, neden bu kadar buğulu ve neden böyle varken yoksun...

 

 

NOPTİK



EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:herneysem | Tarih: 2008-01-01 10:48:19
Konu: (:

Günün aydın olsun arkadaşım;Güzel bir 2008 sabahından sana da sağlıklı,hayat dolu,sevecen,neşeli bir yıl diliyorum.Umarım yarınların dünlerinden çok çoooook güsel geçer..İçindeki coşku yüzündeki tebessüm hiç eksilmesin..))

Bağlantı »